Dr. Zeynep Stefan: InsurTech Insights’a Hazırlanırken

2018 yılında AcerPro’nun kurucusu Fatih Acer ile Türkiye’nin ilk InsurTechHub’ını kurduk. En başından itibaren bir “event” merkezi olmayacağımızı ve teknolojiyi bulma ve geliştirme ayağında kalarak “zor yolu” seçeceğimizi dile getirdik. Yavaş ve emin adımlarla ilerlemeye devam ettik. İşte bu “derin”, “geniş” ve doğuştan “uluslararası” perspektifle 19-20 Mart tarihlerinde Avrupa’nın en büyük InsurTech organizasyonu olan “InsurTech Insights”a davet edildik.

-Dr. Zeynep Stefan

2018 yılında henüz “finansal mimaride denge” kavramından bahsedilmiyorken, “finansal kârlılıkta sürdürülebilirlik” diye bir madde ajandamızda yer almıyorken, “teminat açığı” uykularımızı kaçırmıyorken ve “iklim değişikliği” ufukta muğlak bir resim iken AcerPro’nun kurucusu Fatih Acer ile Türkiye’nin ilk InsurTechHub’ını kurduk. İlk başta kavramı kimseye anlatamadığımız için finansal teknolojilerden ayrı bir başlık olarak ele alınarak değerlendirilmeye bile gerek görülmemişti ve dönemin diğer fintek platformları bize kendi bünyelerinde oldukça sınırlı bir “yer” vermeyi teklif etmişlerdi. Sonrasında zaman değişti, ülkeler değişti. Biz en başından itibaren bir “event” merkezi olmayacağımızı ve teknolojiyi bulma ve geliştirme ayağında kalarak “zor yolu” seçeceğimizi yer aldığımız her platformda dile getirmeye devam ettik. Bu sayfadaki resim de bu zor yoldaki duraklarımızdan ilki. Yıl 2018 ve InsurTech olarak Munich DIA’nın iş ortaklarından biri olarak konferanstayız. Sonrasında yavaş ve emin adımlarla ilerlemeye devam ettik. Türkiye’de, Almanya’da, İsviçre’de, Avusturya’da ve İngiltere’de birçok parlak beyinle çalıştık. Onların fikirlerinin sigorta sektöründeki uygulanabilirliğini değerlendirdik. Yatırım alacakları şirketlerin yönetim kurulları için sunumlarını hazırladık. Projelerindeki “sürdürülebilirlik” yüzdesini arttırdık ve onları “yeşil fonlara” uygun hale getirdik. Sadece operasyonel alanda da değil. Kanun değişiklikleri için fizibilite çalışmaları gerçekleştirdik. İnatla bu yeni yapıyı bütün paydaşlara anlattık. Aslında hiç hesapta olmayan paydaşlarla bir araya geldik ve onların sigorta sektöründeki temsilcileri olduk. Ve her adımda aslında bir eğitim ve etkinlik kurumu olmadığımızın, zor ve kimsenin tercih etmediği yolu takip ettiğimizin altını yine çizdik. En başından beri dijitalizasyon sürecine geç başlamanın bir dezavantaj olmadığını, bazı durumlarda bu özelliğin belli aşamaların atlanabilmesini sağladığını ifade ettik. Daha 2018 yılında, 2030 “Sigortacılık Vizyonu”nun “Me-Free-Easy” etrafında şekilleneceğini belirtik. (https://zeynepstefan.com/me-free-easy/) Yani sigorta sektörünün sunduğu bütün ürün ve hizmetlerin kişiselleştirilebilir, kolay anlaşılır ve kolay ulaşılabilir olması gerektiğini, ancak bu şekilde ülkemizin iktisadi büyüklüğü ile orantılı bir brüt prim üretimi büyüklüğünün yakalanabileceğini ve penetrasyonun OECD seviyesine çekilebileceğini söyledik.

Aklımızda hep sigorta sektörü ve finansın diğer alanlarının ne derece yaklaştırılabileceği, yani “linklenebileceği” vardı. Bunun için elektronik para ve ödeme sistemleri alanında da aktifiz; “Merkez Bankası Dijital Lirası” projesinde de aktifiz; “Sürdürülebilirlik” alanında da aktifiz. Çünkü bu konuların aslında birbirini nasıl beslediğini ve besleyeceğini 2018 yılından beri tasarlıyoruz ve olası stratejileri oluşturuyoruz. İşte bu “derin”, “geniş” ve doğuştan “uluslararası” perspektifle 19-20 Mart tarihlerinde Avrupa’nın en büyük InsurTech organizasyonu olan “InsurTech Insights”a davet edildik.

Bu kadar teknoloji ve sektör oyuncusu ile bir araya geldiğimizde cevap arayacağımız önemli sorularımızın olması oldukça normal. Örneğin “gevşetilmiş düzenleyici gereklilikler” kavramını irdeleyeceğiz ki Birleşik Krallık dijital finans alanında bu başlığın en önemli temsilcisi şu anda. Sonrasında sigorta sektöründe sandbox kullanımı, “Ulusal Sandbox Yapısı”nın oluşturulması ve gerekli teknolojik özellikleri değerlendireceğiz. “Merkeziyetsiz Sigorta Pazarı” şimdilik uzak görünebilir. Ancak bize göre beklemediğimiz oranda yakın! İsviçre düzenleyici kurumu FINMA tarafından 2020 yılında İsviçre Parlamentosu’na sunulan ve DLT Kanunu (Merkezi Olmayan Kayıt Teknolojisi Kanunu) olarak bilinen “Federal Act on the Adaptation of Federal Law to Developments in Distributed Ledger Technology – DLT Bill”in Türkiye versiyonu nasıl olmalı sorusuna yanıt arayacağınız ki şu anda bu soru üzerinde yoğun şekilde düşünüyoruz ve  birçok farklı kuruma ve kişiye yöneltiyoruz. Ve son olarak bizim de nihai amacımız olan Türkiye’nin dijital sigortacılık pazarında bir “Goldilocks Bölgesi” (Goldilocks Zone) olması. (Bu kavrama bayılıyorum).

Konferans sonrası yazımda bu sorulara nasıl cevaplar bulabildiğimi sizinle paylaşacağım. “Goldilocks” ise apayrı bir yazının konusu olması gereken bir derinliğe sahip.