Sigorta sektöründe güven, sadece sermayeyle değil, doğru niyet ve stratejilerle inşa edilir. Yeni kurulan şirketlerin sektöre sağlam adımlarla girmesi için SEDDK’nın sıkı denetimleri kritik rol oynar.
-Ayhan Çalık*
Aslında son 10 yıl içinde batanlar ve pazardan çıkan yabancılarla birlikte toplamda yedi şirket sektör ringine havlu attı. Bu durum, sigorta sektöründe büyük sorunların olduğunu gösteriyor. O zaman biz, havlu atan Aveon Sigorta yerine sektörü konuşmalıyız. Sigorta sektörü, somut ürün satmayan bir finans/hizmet sektörü olması sebebiyle azami iyi niyet prensibi üzerine inşa edilmiş bir güven sektörüdür. Bu güveni sağlama görevi, Maliye Bakanlığı tarafından Sigorta ve Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (SEDDK) verilmiştir. Bunun özeti şudur: SEDDK, sektöre giriş yapacakları, sektöre nasıl giriş yapacaklarından nasıl çalışacaklarına kadar baştan sona sıkı bir şekilde denetlemelidir.
Sektöre girdikten sonra havlu atan şirketlerin yaşadıklarını üç ana başlıkta toplayabiliriz:
Sektöre girecek şirketlerin hangi amaçla girmek istediği, şirket sahiplerinin geçmiş iş tecrübeleri dikkate alınarak, öncelikle halis niyetlerinin olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Sigorta ekosisteminde güçlenmek için sektöre girecek şirketlere müsaade edilmemelidir. Güçlü sermayesi olan şirketlerin, ekonominin iniş ve çıkışlarına dayanabilecek mali yeterlilikle sigorta sektörüne girmesi sorunu asgariye indirir. Ancak, sektörü güvenilir tutmak gerektiği için yalnızca bu kriter tek başına yeterli değildir.
Ekosisteme girecek şirketin çalışma stratejisinin sektöre ne fayda sağlayacağına mutlaka bakılmalıdır. Sektörün sadece kârlı branşlarına odaklanarak sektöre girecek şirketlerin, kârlı branşlardan kazandıklarını zarar yazan branşlara yatıran şirketlere ne kadar zarar vereceği hesaplanmalıdır. Kendisini market gibi gören ve sektöre girdikten sonra hiçbir zaman asli işi sigortacılık olmayacak şirketlerin “sektörü geliştireceğiz” söylemlerine aldanılmamalıdır. Hele hele kişisel ahbap-çavuş ilişkilerine, kamunun veya mensubu olduğu yapıların kuvvetli ilişkilerini kullanmaya çalışanlara zerre kadar müsaade edilmemelidir.
İkinci başlık ise sektöre giriş yapacak şirketin Türkiye ekonomisinin yüksek hızda seyreden iniş ve çıkışlarının şirketlere verebileceği negatif etkilere uzun süre dayanabilecek mali yeterlilik en baştan sağlanmalıdır. Sektörden finans çekmek adına sisteme girecek şirketlere müsaade edilmemelidir. Sektörün ekonomiye düşük mali kaynak sağlayan bir sektör olması sektörümüzün ruhuna uygun olsa da bu imtiyazın Türkiye ekonomisi yerine bir guruba, holdinge veya tacire tanınması doğru değildir.
Üçüncü başlık da sektöre giren şirketlerin hizmet verirken yaşayabileceği yanlış yönetim stratejilerinden kaynaklanan zafiyetlerinin hemen algılayacak çok sıkı denetim mekanizmalarının kurulmasıdır. Denetim, şimdi olduğu gibi “kol kırılır, yen içinde kalır” şeklinde değil; sektörün tüm paydaşlarının bir sorun olduğunu anlayabileceği, balans ayarı sağlayacak tahliye musluklarının olduğu bir mekanizma olmalıdır. Aksi durumlarda, sektör sorununu ancak kronikleştiğinde fark etmekte ve bu da sektörce alınabilecek tedbirlere fırsat bırakmamaktadır. Örneğin, DASK poliçesi kesme yetkisinin durdurulması bir ilk aşama, TARSİM poliçesi kesme yetkisinin durdurulması ise ikinci aşama güvenlik önlemi olabilir. Böylece hem kurumlarımız korunur hem de acenteler bu basit önlemleri görerek, şirket üzerinde baskı oluşturarak sorunun hızlıca düzeltilmesine katkı sağlar.
Özetle:
SEDDK, sektöre yalnızca kârlı alanlardan faydalanmak için giren, sigorta sektörünü asli faaliyet alanı olarak görmeyen ve sektörü bir sermaye kaynağı olarak kullanmak isteyen şirketlere ne girişte ne de süreçte asla müsaade etmemelidir.
Ayrıca, sigorta sektörünü sadece kârlı alanları üzerinden değerlendiren ve sektördeki yükü paylaşmayan şirketlere, dağıtım kanallarını kendi avantajlarına kullanarak sigortalıların güvenini zedeleyen şirketlere karşı da sıkı önlemler alınmalıdır.
SEDDK, sektörde bu anlayışla çalışan tüm şirketleri ya sektör dışına çıkarmalı ya da düzenleyici yetkisini kullanarak şirketleri sektörün ihtiyaçlarına hizmet edecek şekilde yeniden yapılandırmalıdır. Bunun için gerekli kanun, yönetmelik ve genelgeler hızla hayata geçirilmelidir.
*SAB Sigorta Acenteleri Derneği Başkanı